Antandros

judgment of paris

Antandros

Antandros'un Tarihçesi

İda Dağı güney eteklerinde yer alan Antandros, antik kaynaklara göre çok farklı kökenlere dayandırılır. Herodotos, Pers kralı Kserkses'in M.Ö. 483 yılında Yunanistan'a yapacağı seferin hazırlıklarına ve ordunun izlediği güzergâha değinir. Herodotos’un anlatımına göre: "Ordu, Lydia'dan Kaikos ırmağına ve Mysia'ya yöneldi; Kaikos'u geçtikten Sonra Kane dağını soluna alarak Aternaos içinden Karene kentine doğru yürüdü. Bu kentten sonra Adramytteion kenti ve Pelasg sitesi Antandros'u geçerek Thebe ovasına indi. Ve orada gece İda eteklerinde konaklamışken bora patladı, zigzag gezinen yıldırımlar düştü ve oldukça önemli sayıda kayıp verildi". (1) Herodotos'un bir Pelasg yerleşimi olarak söz ettiği Antandros'tan Vergilius, Phryg yerleşimi olarak bahseder. Vergilius'un "Aeneis" adlı eserinde M.Ö. 1200'lü yıllarda Akhalar ile Troialılar arasında çıkan savaş sonrasında yıkılan Troia kentinden kaçan Aeneas ve yanındakilerin bir Phryg yerleşimi olan ve İda Dağı eteklerinde bulunan Antandros'ta donanmalarını kurduklarından bahsedilir. (2) Antandros hakkında bilgi veren antik yazarlardan biri olan Strabon, "Geographika" adlı kitabında Antandros hakkında bilgi verirken, antik yazarlardan Alkaios'un Antandros'un bir Leleg yerleşimi olduğu, Skepsisli Demetrios'un ise bir Kilikia kuruluşu olduğu şeklindeki sözlerini aktarır. Strabon ayrıca Antandros kentinin bulunduğu coğrafya hakkında bilgi verir. Buna göre; Lekton'dan Kanaia'ya kadar olan kıyıya Adramytteion körfezi denmektedir. Bu körfezin başlangıç noktasını oluşturan burun üzerinde Gargara yer alır. Gargaradan sonra iç kısımda Antandros, bununda yukarısında Paris'in hakemlik yaptığı söylenen Aleksandreia Dağı bulunur. Ayrıca İda Dağı'ndan gelen kerestelerin pazarlandığı Aspaneus da burada yer alır. Daha sonra içinde Astyrene Artemis'i için kutsal bir alan bulunan Astyra köyüne gelinir. Astyra'nın yakınında Atinalılar tarafından kolonize edilmiş ve hem bir limanı hem de bir deniz üssüne sahip olan Adramytteion kenti yer alır. (3) Strabon'un coğrafi referanslarının yanı sıra Stephanos Byzantion, kentin Edonis ve Kimmeris gibi yan adlara sahip olduğunu belirtir. (4) Aristoteles, Antandros şehrine Trakialı olan Hedones adlı kişinin yerleşmesinden dolayı Hedonis, yüzyıl boyunca süren Kimmer yerleşiminden dolayı da Kimmeris adını aldığını söyler. (5) Kafkas halklarından olan Kimmerler, İskit baskısı sonucu Kafkasya geçidini aşarak M.Ö. 8.yüzyıl sonunda Doğu Anadolu'ya ulaşmışlardır. Kimmerler ilk olarak Urartularla karşılaşmış daha sonra Asurlularla savaşmışlardır. Asur kralı Rusa II, Kimmerlerle bir antlaşmaya vararak onları Orta Anadolu'ya yönlendirmiştir. Kappadokia’yı ele geçirip, Paphlagonia’ya saldırmış ve Sinope'yi ele geçiren Kimmerler, M.Ö. 696/695 yıllında Phryg devletine saldırmış ve bunun sonucunda yenilen Phryg kralı Midas'ın ölümüne neden olmuşlardır. Daha sonrasında Lydia devletine saldıran Kimmerler, M.Ö. 663 yılında Gyges tarafından yenilgiye uğratılmalarına karşın, M.Ö. 652 yılında İkinci kez Lydia'ya saldırırlar. Bu saldırıda başarılı olan Kimmerler Gyges'i öldürürler. Bu tarihten sonra Kimmerlerin bir bölümü kuzeye ilerler ve Antandros'a yerleşirler. Kimmerlerin Antandros'taki işgaline M.Ö.570’li yıllarda Lydia kralı Alyattes’in oğlu Kroisos son vermiştir. M.Ö. 508 yılında Pers kralı Dareios’un komutanlarından Otanes tarafından ele geçirilen kent, tüm Anadolu gibi Pers egemenliğine girmiştir.

Antik kaynaklarda Antandros kenti ile ilgili bilgilere çok sık rastlanmamasına karşın, kentin adı Atina ile Sparta arasında M.Ö. 431 yılında başlayan ve M.Ö. 404 yılında sona eren Peloponnesos Savaşlarında sıkça geçer. Savaşın ilk evresinde Antandros ile ilgili bilgiyi Thukydides'ten almaktayız. Lesbos adasını ve burada yer alan Mytilene kentini ele geçiren Atinalılar, kent halkının bir kısmını sürgüne göndermiştir. Mytilene ve Lesbos adasının diğer bölgelerinden sürgün edilen bu insanlar, yanlarına Peloponnesos'tan paralı askerler alarak Antandros'u ele geçirirler. Bu insanlar Antandros'un, İda Dağına yakın olması ve gemi yapımında kullanılacak diğer gereçlerin de bol olmasından faydalanarak gemi yapacak, böylece Lesbos'a saldırıp geri aldıktan sonra karşı kıyıda yer alan diğer Aiol kentlerini de ele geçireceklerdir. (6) Ancak Antandros'un, Lesboslu sürgünlerin eline geçmesinden kısa süre sonra Demodokos ve Aristides komutası altındaki Atina donanması yanlarına müttefiklerini de alarak Antandros'u geri alırlar. (7) Bu olayın gerçekleştiği tarih ile ilgili bilgiyi Thukydides'in "Peloponnesos Savaşı" adlı kitabındaki şu cümlelerden almaktayız; "Aynı kış, Khios'lular, onların ayaklanmasından korkan Atinalıların- oysa Atinalılara rehine vermiş yasalarında hiç bir değişiklik yapmayacaklarını söylemişlerdi- isteğiyle, yeni surlarını yıktılar. Kış ve Thukydides'in anlattığı savaşın yedi yılı sona erdi". (8) Görüldüğü gibi M.Ö. 431 yılında başlayan savaşın üzerinden yedi yıl geçtiğine göre, bu olaylar da M.Ö. 425/424 yıllarında meydana gelmiş olmalıdır. Bu kronolojiyi destekleyen diğer bir olay Antandros'un Attika-Delos Deniz Birliğine girmesidir. Birliğe üye kentlerin ödedikleri vergilerin yılı ve miktarının kayıt edildiği vergi listelerinde, Antandros ismine ilk olarak M.Ö. 425 yılında ve ödediği 15 talentlik vergiyle rastlamaktayız. Listede Antandros isminin ikinci kez M.Ö. 421 yılında ve 8 talentle kayıt edildiği görülür. (9) Antandros'un birliğe girişi, Atina’nın Lesbos ve Mytilene ile birlikte Antandros'u da denetim altına alması sonucunda gerçekleşmiş olmalıdır. Zira savaşın ilk evresi içinde Antandros, 425 yılından sonra Atina denetimine girer, 425 ve 421 yıllarında olmak üzere birliğe iki defa vergi verir. Bu tarihten itibaren kayıtlarda Antandros ismine bir daha rastlanmaz. Antandros'un vergi listelerinde M.Ö. 421 yılından sonra ismine rastlanmaması, savaşın İ.Ö 415 yılından sonra Atina aleyhine değişmesi ile ilgili olabilir. Çünkü bu tarihten sonra Spartalılara sığınan Alkibiades, 414/413 yıllarında Spartalılar adına Batı Anadolu'ya sefer yapar ve bunun sonucunda Khios, Miletos ve Mytilene'yi birlikten çıkartır. Antandros'un da bu tarihten itibaren birlikten çıkmış olma ihtimali vardır. Şayet Antandros bu tarihte birlikten çıkmamış olsa bile, M.Ö. 410 yılında kentin Perslerin denetimi altına girmesi- Persler, M.Ö. 410-408’de Antandros’ta Arsekes komutası altında bir garnizon bulundurmaktadırlar- ve Sparta yandaşı olması bu süreci kendiliğinden ortaya çıkaracaktır.

Lesboslu sürgünlerin Antandros'u ele geçirdikleri bu olay hakkında Diodoros'tan da bilgi edinmekteyiz. Diodoros'un bu olayla ilgili; "Lesbos'ta Atinalıların Mytilene'yi işgalinden sonra, işgalden kaçan çok sayıdaki sürgün bir süredir Lesbos'a dönmeye çalışmaktaydı ve bu sefer Antandros'u ele geçirmeyi başardılar. Burayı üs aldıktan sonra Mytilene'yi elinde tutan Atinalılar ile savaşa devam ettiler", (10) şeklinde bir ibaresi vardır. Görüldüğü gibi Antandros, Peloponnesos Savaşının ilk evresinde, özellikle de M.Ö. 425 yılından sonra Atina'nın denetiminde ya da onunla işbirliği içinde olduğu anlaşılmaktadır. Yine bu zaman diliminde (M.Ö.425-420) Antandros'un Attika-Delos Deniz Birliği'ne girdiği ve vergi ödemeye başladığı görülür.

Savaşın ikinci evresi ile ilgili Xenophon’un aktardığı bilgiye göre; Alkibiades komutası altındaki Atina birlikleri, Mindaros komutasındaki Peloponnesos birliklerini M.Ö. 410 yılında Kyzikos'ta yenilgiye uğratırlar. Bunun üzerine Pers satrabı Pharnabazos, Peloponnesosluların bütün birliklerine ve onların müttefiklerine savaşta kaybettikleri gemilerinin yerine yenilerini yapmaları için para verip Antandros'a gönderir. Antandros'ta gemilerin yapımı sırasında Syrakusailılar Antandros halkı ile işbirliği yapıp yıkılan surlarının onarılmasında onlara yardımda bulunurlar. Ayrıca Syrakusailılar nöbet tutmalarındaki gayretleri ile Antandrosluların takdirlerini kazanmayı başarırlar. Syrakusailıların sergiledikleri bu davranışları sonucunda Antandroslular, onlara vatandaşlık hakkı tanırlar. (11) Yine Xenephon'un anlattıklarından; Alkibiades komutasındaki Atina birlikleri M.Ö. 409 yılında Byzantion'u kuşatır. Burada Sparta Harmostu Klearkhos ile Megaralı ve Boiotialı müttefikleri bulunmaktadır. Klearkhos, kentin savunması için gerekli önlemleri aldıktan sonra, karşı kıyıya geçip Pharnabazos ile buluşur. Amacı Pharnabazos'tan askerlerin maaşlarını almak, Hellespontos Denizinde dağınık durumda bulunan gemileri ile Trakia'da bulunan gemilerini bir araya toplamak ve Antandros'ta yeni gemiler yaptırdıktan sonra oluşturacağı filo ile Byzantion'daki Atina kuşatmasını kaldırmaktır. Ancak Atinalılar, işbirlikçileri sayesinde kenti ele geçirmeyi başarırlar. (12) Yine bu tarihlerde Thukydides ve Diodoros'tan Antandros’ta meydana gelen farklı bir olay hakkında bilgi edinmekteyiz. Her iki yazarın da söz ettiği bu olay, M.Ö. 410–408 yıllarında Arsakes komutasında Antandros’ta bulunan Pers garnizonu ile ilgilidir. Arsakes, Antandroslulardan ağır vergiler almakta ve bu durum Antandrosluları rahatsız etmektedir. Bu garnizondan kurtulmak için Antandroslular, Lakedaimonlulardan asker göndermelerini talep ederler. Bunun sonucunda Abydos'dan gelen hoplitler Pers garnizonunu kentten kovarlar. (13)

Bu tarihten sonra Peloponnesos Savaşının sonucunu belirleyecek olan bir dizi olay içerisinde Antandros’tan da bahsedilmektedir. Bu olaylarla ilgili Xenophon’un anlattığı bilgilere göre; Sparta kralı Lysandros, M.Ö. 407 'de Ephesos'a gelir. Dağınık durumdaki birliklerinin toplanması için haber gönderen Lysandros’un kendisi de Antandros'ta yeni gemiler yapmaya başlar. (14) Daha sonrasında Atinalılar ile yaptıkları savaşları kazanan Spartalılar, Peloponnesos Savaşı’nda da galip ayrılan taraf olur.

Peloponnesos Savaşı içinde, Atinalılar M.Ö.425 yılında Lesbos ve Mytilene'yi denetimleri altına aldıkları zaman büyük olasılıkla Antandros'u da denetimleri altına almış, ya da kenti müttefikleri haline getirmişlerdir. Zira Antandros'un Attika Delos Deniz Birliğine girmesi de bu döneme denk gelmektedir. Birliğin vergi kayıtlarında Antandros 425 ve 421 yıllarında olmak üzere iki defa ödeme yapmıştır. Bu tarihten sonra Antandros ismine vergi listelerinde rastlanmamıştır. Yine bu tarihte Antandros, Lesbos'tan sürgün edilmiş olanlar tarafından ele geçirilmiş olsa da Atinalılar, kısa bir süre sonra kenti geri alırlar. Savaşta M.Ö.415 yılında Sicilya bozgunu ile değişen dengeler sonrasında Antandros kenti de el değiştirir. Özellikle M.Ö. 410 yılından sonra Pers denetimine girer ve Sparta yandaşı bir tutum sergiledikleri görülür. Zira bu dönemde tüm Batı Anadolu Pers kralı adına Sardeis satrapı Tisaphernes ile Daskyleion satrapı Pharnabazos'un denetimleri altındadır. Kentin, İda Dağının eteklerinde olması ve gemi yapımı için gerekli malzemenin bol miktarda bulunan bir yer olmasından dolayı stratejik bir öneme sahip olduğu anlaşılıyor. Antandros, donanması hasar gören ya da yeni donanma yapmak isteyenlerin başvurdukları bir merkez olarak karşımıza çıkar. Peloponnesos Savaşı'nın büyük oranda deniz muharebeleri şeklinde geçtiğini göz önünde bulundurursa kentin ne derece önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Bunların dışında Xenophon, Anabasis adlı eserinde de Antandros’tan söz eder. Tibron’un ordusuna katılmak için gidenlerden biri olan Xenophon, geçtikleri yerleri tanımlarken Antandros'tan şu şekilde söz eder: Oradan Troas'ın içinden ilerlediler ve İda Dağı'nın üzerinden Antandros'a vardılar ve sonra, kıyı boyunca ilerleyerek Thebes ovasına ulaştılar. (15)

M.Ö. 4.yüzyıla gelindiğinde Büyük İskender’in Anadolu’yu ele geçirmesiyle beraber, Pers Satraplık merkezi Daskyleion kontrolündeki Antandros, özgürlüğüne kavuşmuştur. M.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısından itibaren özgür bir kent olarak sikke basmaya başlamıştır (Daha önce de basıyordu). Pergamon Kralı Eumenes II zamanında Suriye kralı Antiokhos III ile M.Ö.189 yılında yapılan Magnesia Savaşı ve sonrasında M.Ö. 188 yılında imzalanan Apameia Barışı ile Antiokhos III’ün boşalttığı Batı Anadolu toprakları, Romalılar tarafından Pergamon ve Rhodos arasında paylaştırılır. Buna göre Maiandros’un kuzeyinde kalan tüm Batı Anadolu toprakları Pergamon krallığına verilir. (16) Bir dönem Pergamon krallığının denetimi altına giren Antandros olasılıkla bu tarihten sonra Pergamon krallığına bağlanmıştır. (17) Zira Roma’nın Anadolu’ya girmesinden sonra tüm Anadolu gibi Roma egemenliğine giren Antandros, Hıristiyanlık döneminde bir piskoposluk merkezine dönüşmüştür. Daha sonra Orta çağdaki Arap akınlarından rahatsız olan halkın, korunmak amacıyla bugünkü adı Şahin kale olan surla çevrili, sarp kayalık üzerine taşındığı anlaşılmıştır. Yerleşim alanı, kurtuluş savaşı öncesinde bugünkü Altınoluk beldesinin eski köy yerleşiminin bulunduğu alana taşınmış ve piskoposluk merkezi olan yerleşme, Papazlık adını almıştır.


Yukarι