Castro & Antandros

Zeus, Altar’ından batıya bakınca Troia’nın ateşler içindeki harabe halini görüyor, doğuya bakınca bütün dünyaya nam salmış, İda Dağı’ndan elde edilen keresteler üzerindeki hakimiyeti ile ünlenmiş, tersane Antandros’u kontrolü altında tutuyordu. Peleponessos Savaşı’nda yara alan gemilerin burada nasıl onarım gördüğünü de buradan dikkatle izleyecekti.

Tersane ile kendi Altar’ı arasında kalan kısımda, İda Dağlarının bir bölümü yer alıyordu. Bu bölgede dünyanın ilk güzellik yarışmasının yapılmasına kendisi sebep olmuştu. E ne yapabilirdi ki… bir yanda karısı Hera, diğer yanda kızları Aphrodite ve Athena… her ne kadar kendisi Tanrıların Tanrısı olsa da, akıllı olmak lazımdı, İda’da yaşayan Paris’i görevlendirmişti seçim için… Aklına gelseydi Troia Savaşına neden olacağını ki bu aslında Tanrı ve tanrıçalar arasında bir çekişme haline bürünmüştü, belki de kendi seçerdi kim daha güzel diye… e bu da başka bir savaşa neden olurdu ya neyse… olmuştu olan bir kere… olanlar arasında bir de Hera’nın kızgınlığı vardı… kandırmıştı Zeus’u bütün işvesiyle, uyutmuştu onu, at hilesiyle Akhalar kazanmıştı Troia savaşını sonunda. Bir şeyler yapmalıydı, soy devam etmeliydi, kızı Aphrodite’nin ölümlü Ankhises’ten olma oğlu, tunç gömlekli Troia’ lıların danışmanı kahraman Aeneas’ı kurtarmalıydı. Torunu Aeneas’ın Troia’dan görebileceği şekilde, İda Dağı’nın içlerine doğru, Antandros’a yakın bir bölgeye işaret şimşeklerini göndermişti. Aeneas, babası Ankhises, oğlu Askanius ve bir grup yandaşı ile Troia’dan buraya doğru kaçmalıydı. Buradaki kutsal Kybele koruluğundan kestiği kerestelerden yapacağı gemilerle İtalya’ya gitmesi ve yeni bir Troia kurması gerekiyordu. Görevini yerine getirmek üzere Aeneas, Antandros’a gelmişti ve şimdi de denize açılmıştı, ayrılıyordu buralardan...

Bilinen Castro ile alakası yok. İtalya’nın Lecce ilinin bir beldesi Castro. Antandros ise Balıkesir ilimizin beldesi Altınoluk’un antik dönem adı. Bu iki belde arasında çok önemli bir bağ oluştu… bu bağın gizemi, Aeneas’ın elinde… Aeneas da bugünleri biliyordu, nasıl Roma İmparatorluğunun doğmasına sebep olduysa, yaklaşık 2200 yıl sonra insanların onun nereden geldiğini keşfedeceğini ve İtalyanların Ata toprağını ziyaret edeceğini biliyordu. O zaman kendisine yön veren Zeus ve tanrı-tanrıçalar belki bunu da fısıldamışlardı kulağına. Hala belki onlar da buradalar…

Antandros/Altınoluk ile Castro beldeleri artık ‘Kardeş’ oldular. Bu sözleşmeyi AB projesinin onaylanması ile pekiştirdiler. Ekim 2011 ikinci yarısında, Ege Üniversitesi ile Lecce Salento Üniversitesi’nden bilim insanları ve Pro Loco Castro ile Antandros Dernekleri temsilcileri; Altınoluk ve Castro Belediye Başkanları Hasan Özpolat ve Luigi Carrozzo’nun önderliklerinde Altınoluk’ta buluştular. Taraflar, Aeneas’ın, Türkiye ve İtalya arasındaki ilişkilerde yeni bir marka haline gelmesi için bundan sonra atılacak adımlara “prego-buyrun” dediler.

Tasarlanan  Aeneas Projesi’ne hayat vermek için girişimlere başlandı. Bu bağlamda önemli bir proje düşünülüyor: Aeneas’ın antik dönem deniz seyahati, aynı rotayı izleyerek yeniden gerçekleştirilecek. İda-Kaz Dağları kerestelerinden, tamamen antik teknolojiyle bir tekne inşa edilecek. Antandros Tersanesi’nin usulca bekleyen suları sonunda hareketleniyor.

Peki neden bir marka haline gelecek? Önemi nedir Aeneas’ın?

Aeneas’ın önemi kısaca şöyle özetlenebilir: Avrupa medeniyetinin temelini oluşturan Roma İmparatorluğu’nun kökeni, Anadolu’lu-Troialı bir kahraman olan Aeneas’a bağlanıyor. Diğer bir deyişle Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’dan giden bir kahraman tarafından kurulmuş olması, antik dönemin gerçekle mitoloji arasında gidip gelen önemli bir öyküsü durumunda.

Truva yıkımından sonra Anadolu’lu kahraman Aeneas, babası, oğlu ve elinde Athena heykeli ile birlikte Antandros’ta yaptığı gemilerle İtalya’ya gider. Bu geliş, Roma İmparatorluğu’nu kuran efsanevi Remus ve Romulus’un büyükbabaları olması sonucunu doğurur.

Antandros Kazı Başkanı, Ege Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gürcan Polat, “Aeneas gibi, dünya çapında başka bir benzer öykü yok” diyerek, Antandros madalyonlarında Aeneas’ın, elinde Athena heykeli, babası ve oğluyla resmedilmiş olduğunu belirtiyor. Aeneas’ın İtalya’da ilk ayak bastığı yer olan Castro’da, yapılan kazılarda Athena heykeli bulundu. Salento Üniversitesi’nden arkeolog Corrado Notario, Castro’da bulunan heykelin başında Frig başlıklı Anadolu miğferinin bulunduğuna dikkat çekerek, bunun bir Truva kült heykeli olduğunu kaydediyor.

Athena heykeli, ev tanrıçasıdır. Troia kült heykelidir, çok önemli yeri vardır. Zeus’un kafatasından doğmuştur. Athena, başında hep miğferi, savaş tanrıçasıdır ancak savaşanlara, koca kentlere ve ezilenlere yardım etmiştir. Denizcilerin koruyucusu, bütün sanatlarda uzman, bilgelik ve zeka timsalidir. Palladiondur. Aeneas, Castro’da Minerva (Athena) tapınağına gidip kurban kestikten sonra yoluna devam etmiştir.

Troialı Kahraman Aeneas’ı en yakından, Homeros’un İlliada destanında tanıyoruz. Onun macerası, MÖ 70-19 yılları arasında yaşayan Romalı ünlü yazar Publius Vergilius Maro’nun “Aeneis” isimli kitabında da yer alıyor. Roma’nın ilk İmparatoru Augustus, Troialı Kahraman Aeneas soyundan geldiğini belirterek övünürmüş, Jüpiter yani Zeus tarzını benimsemiş olması da bunu göstermekte.  Vergilius’tan kendi kahramanlıklarını yazmasını isteyince, ‘Aeneis’ ortaya çıkmış.

Bu dönemden itibaren basılan Roma sikkelerinde omzunda babası Ankhises, elinden tuttuğu oğlu Askanius ve Athena heykeli ile birlikte Aeneas’ın tasviri, sıklıkla betimlenmiş. Bu tabloyu birçok antik vazo üzerinde görmek mümkün. Roma İmparatorluğunun efsanevi kurucusu olarak gösterilen Aeneas,  birçok Ortaçağ ve Rönesans ressamının tablolarında da yer alıyor.

Yeni kentte doğan torunları Remus ve Romulus Roma İmparatorluğunun efsanevi kurucuları sayılıyor. Alba Longa kralı Numitor kardeşi Amulius tarafından devrilince, Numitor’un kızı zindana atılır,  Ares’ten olma ikizleri Remus ve Romulus ise Tiber Nehri kıyısına bırakılırlar. Dişi bir kurt onları görür ve emzirir ta ki bir çoban onları bulup yanına alıncaya kadar. Dişi kurdun altından süt içmekte olan Remus ve Romulus heykeli, bugün Roma’nın simgelerinden birisi. Ayrıca bu figür, Roma futbol takımının ambleminde yer almakta. Vergilius’un Aeneis kitabında belirtilen deniz rotasının, o dönemde kullanılan gerçek yollardan biri olduğu yorumu da yapılmakta.

Aeneas’ın Yolu

Dardanos soyundan Troialı kahraman Aeneas, İtalya’nın Roma Yakınındaki Latium bölgesinde Lavinium şehrini yaratmadan önce bir dizi macera dolu, uzun bir gemi yolculuğu yapmış. Önce Trakya’da Ainos kenti yakınlarına çıkmış sonra Girit’te Pergamo (Troia’nın bir diğer ismi) kentini kurmuş. Aeneas ve yandaşları, Yunanistan’ın güney ve batı yönünden devam etmiş, Arnavutluk’tan sonra İtalya’ya gelmiş. Aslında ilk kez İtalya’ya, çizmenin topuğunda bulunan Castro’da ayak basmış olmasına rağmen, babasıyla beraber gördüğü beyaz atları hem savaş hem de barışa yorumlayıp emin olamamış, oradan ayrılmış. Kapıldıkları fırtına onları Kuzey Afrika’da Kartaca’ya sürüklemiş. Burada yerel Kraliçe Dido ile evlenen Aeneas mutlu bir yaşam sürerken, tanrılar rüyasına girerek ona İtalya‘da Troia kurma görevini hatırlatmış ve orada doğacak torunlarının bütün dünyaya hakim olacağını kendisine bildirmiş. İstemeyerek yola çıkmış Aeneas ve onun yokluğuna dayanamayan Dido intihar etmiş. Sonunda, Anadolu’nun Antandros’undan (bugünkü Altınoluk-Edremit-Balıkesir) gemilerle yola çıkarak birçok macera geçirip İtalya-Latium’a ulaşan Aeneas, burada Lavinium kentini kurmuş.

Aeneas Projesi ve bugüne nasıl gelindi?

Altınoluk- Antandros Antik Kenti’nde, 2001 yılından bu yana Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Gürcan Polat, Doç. Dr. Yasemin Polat ve ekibi tarafından kazı çalışmaları sürdürülüyor. Bu çalışmalar sırasında, Aeneas’ın Troia Savaşından sonra kaçarak Antandros’a geldiği ve İtalya’da ilk ayak bastığı yerin Puglia Bölgesi Castro Limanı olduğu düşünülmüş. Salento Üniversitesi’nden Prof. Francesco D’Andria tarafından yürütülen arkeolojik kazı sonucunda da İtalya’nın Puglia bölgesi Lecce kenti yakınındaki Castro Beldesinin, Vergilius’un Aeneis’inde sözü geçen Castrum Minervae olduğu ortaya çıkmış. Ve iki tarafın katkıları karşılıklı anlaşmalara temel teşkil etmiş.

Mitolojiyle gerçek arasında gidip gelen ve uzmanlarca dünya çapında kabul gören bu hikaye üzerinden hareketle, kollar sıvanmış, kültürel turizm açısından örnek olacak bir ‘projeler dosyası’ hazırlanmış.

Bu projenin ilk bölümü, Aeneas’ın Anadolu’dan ayrıldığı yer olan Antandros/Altınoluk ile Aeneas’ın İtalya’da ilk ayak bastığı yer alan Castro beldeleri arasında 7 Temmuz 2011’de imzalanan ‘kardeşlik sözleşmesi’ ile başarıya ulaşmış durumda. İki beldenin Belediye Başkanları arasında karşılıklı ziyaretlerle pekişen bir dostluk ilişkisi kuruldu bile.

Projenin ikinci bölümü de hayata geçmiş durumda:  “Altınoluk Antandros Tarihi Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği” ile “Pro Loco Castro” derneğinin ortaklığı, Altınoluk Belediyesi, Castro Belediyesi, Ege Üniversitesi ve Salento Üniversitesi’nin katılımıyla geliştirilen AB Projesi onaylandı. Bu proje, 25 Nisan 2011 tarihinde kabul edildi ve Türkiye & Avrupa Birliği, Sivil Toplum Dialogu II, Kültür Sanat Hibe Programı kapsamında Anatolia-Europe Mythological–Historical Connection: Castro&Antandros ismini taşıyor. Amaç, Aeneas kimliğinden hareket ile Antandros/Castro kentleri arasındaki mitolojik ve tarihsel birliktelik konusunda farkındalık yaratmak, ilişkileri geliştirmek ve Antandros’un Avrupa’da tanınmasını sağlamak. Ekim ayındaki Altınoluk buluşması da bu kapsamda gerçekleşti. Castro Belediye Başkanı Luigi Carrozzo, ülkesinde ilkokuldan itibaren Vergilius’un Aeneis kitabının okutulduğunu vurgulayarak, “İtalyanlar Ata toprağına geldi” diyor. 

Planlanan üçüncü adımın adı: “Aeneas Projesi” ve bir ‘antik yolculuk’ yapılması planlanıyor: Eteğinde yer aldığı İda Dağından kesilecek keresteler, Antandros Antik Kenti limanının bulunduğu yerde oluşturulacak bir tersaneye indirilecek. Tıpkı antik dönemde olduğu gibi, keresteler, derelerden sürüklenerek denize indirilecek ve tamamen antik teknolojiyle, el aletleri kullanılarak, gönüllü halkın katılımıyla 20 metrelik bir tekne inşa edilecek. Böylece Aeneas’ın Antandros’ta gemilerini yaptırmasıyla başlayan ve Roma yakınlarındaki Lavinium kentinde sona eren seyahati, antik dönem koşullarında ve aynı rotayı izleyerek yeniden gerçekleştirilecek. İlk izlenimde çok ütopik olarak görünen bu proje, daha önce 360 Derece Araştırma Grubu’nun 2009 yılındaki Kybele gemisiyle yapmış olduğu Foça-Marsilya yolculuğu göz önüne alındığında, “neden olmasın?” dedirtiyor ve biraz daha düşününce, böyle bir yolculuğun parçası olmayı istemek gibi heyecan verici duygular uyandırıyor. 

Geminin yapım aşamaları ve yolculuk, profesyonel yapım ekibi ile görüntülenecek. Projenin belgeselinin yanı sıra, Aeneas’ın yolculuğu boyunca başından geçenler senaryolaştırılarak antik giysiler ve profesyonel oyuncularla bir de film çekilmesi planlanıyor.

Beklentiler…

Çabaların amacı, tıpkı Ramses kitap serisi-Mısır, Troia filmi-Troia, Spartaküs-Roma tanıtımları gibi Edremit Körfezi, Kaz Dağları ve Antandros’un da dünya çapında benzer ilgiyi görmesi. Proje, Avrupa’nın yanı sıra bütün dünya basınında ses getirecek öneme sahip. Bunun en önemli göstergesi Castro kentinde bulunan Minerva (Athena) Tapınağının Aeneas ile ilişkilendirilmesinin bile “The Independent” gazetesinde haber olması. Birçok Avrupa ülkesinde lise düzeyindeki Latince derslerinde orijinal latince metinden Vergilius’un “Aeneis” kitabı okutuluyor. Bu, Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’lu-Troialı bir kahraman olan Aeneas tarafından kurulduğunu vurgulamayı kolaylaştırıyor. Tanıtımın sürekli kılınması için, Troia’dan Antandros’a dağ yolundan gelen Aeneas’ın izlediği güzergah, Aeneas’ın koşullarında yürüyerek veya jeep safari şeklinde oluşturulacak parkurla canlandırılacak. Bu aynı zamanda, birçok mitosa ev sahipliği yapmış, antik yazarların “bin pınarlı” sıfatını layık gördükleri, Kybele’nin kutsal mekanı İda (Kaz) Dağının muhteşem doğal güzelliklerinin, endemik bitki örtüsünün de tanıtımına olanak sağlayacak. Kafilelerin bölgeye getirilmesinde, 2011 yılında hizmete açılan Edremit Havalimanı da önemli kolaylık sağlayacak.

Bu öykünün temelini oluşturan esas unsur: Antandros’un Vaatleri

Genç bir kazı olmasına rağmen Antandros Antik Kenti’nin, 2001 yılından bugüne ortaya çıkarılanlara bakıldığında bile geleceğe yönelik çok iddialı bir ören yeri olacağına ilişkin ciddi belirtiler var. 1100 m2 ‘lik alanda kurulu ‘Yamaç Ev-Geç Roma Villası’, Efes’ten sonra en iyi korunmuş duvar resimlerine sahip. Ortaya çıkarılan mozaikler çok etkileyici. Nekropol alanı ise türünde başlı başına nadir örneklerinden birisi. Küçük bir alan içerisinde 700 yıl boyunca antik dönemde karşılaşılan bütün ölü gömme geleneklerini bünyesinde barındırıyor. Henüz tiyatro, agora, gymnasium gibi resmi yapıları ortaya çıkarılmamış olmasına karşın çok etkileyici. Gelecek yıllarda Antandros kazılarından sadece Aeneas konusunda elde edilecek bulguların, neleri ortaya çıkaracağı ise ayrı bir heyecan konusu.

Antandros, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Balıkesir İl Özel İdaresinin maddi desteklerinin yanı sıra, en başından beri her zaman yardımlarını esirgemediği açıkça görülen Altınoluk Belediye Başkanlığı’nın ve Edremit Ticaret Odasının sponsor desteğine sahip.

Altınoluk Belediye Başkanı Hasan Özpolat, “Gerek Aeneas Projesi gerekse Antandros kazılarına desteğimiz tam’dır” diyor. İki belde arasında imzalanan ‘kardeşlik sözleşmesi’ ve AB projesinin ardından Aeneas’ın antik yolculuğu için girişimlerde bulunduklarını belirtiyor. 

Ancak, geldiği noktada sponsor desteğinin artması gerekiyor. Çünkü ortaya çıkarılan kısımların korunması ve teşhiri için çalışma yapılması gerekiyor. Antandros Derneği Başkanı Vecdi Güreli, kazı yöneticileri Prof. Dr. Gürcan Polat, Doç. Dr. Yasemin Polat bu konuda müthiş bir çaba içindeler. ‘Antandros Gönüllü Grubu’ oluşturulması için kolları sıvamışlar. Çünkü hem kamulaştırma sorunları için devlet desteği gerekiyor, hem Kültür Bakanlığı’nın desteğini artırmak gerekiyor hem de ören yerini ziyaretçilere açarak bölge turizmine katkıda bulunmak gerekiyor.

İçtenlikle…

Şu açık ki, kendi ülkemizin kültürel, bilimsel ve turistik gelişmesinde iddiası aşikar olan Aeneas Projesi ve Antandros’a destek vermemek “yazık” olur. Bölgenin geçmişi hakkında Assos, Troia ve Bergama’nın sağladığı bilgilere, Efes boyutunda daha büyük katkı sağlayacak olan Antandros, kaliteli turizm açısından da büyük role sahip olacak. Bugüne kadar içtenlik dolu özveriyle çalışılmış, bugünlere gelinmiş ve bu, bir şekilde devam edecek. Bizler evimizde otururken veya tatil yaparken, yurdumuzun bir köşesinde, ülkemize yeni değerler katacak birtakım faaliyetler sürüp gidiyor. Torunlarımızın zamanında bile yeni keşiflere imkan tanıyacak derinlikteki kazı alanına ‘destek verenler’ arasında olmak, uzun soluklu ve maliyeti düşük, karlı bir reklam aracı olarak da görülebilir. Hiç fark etmez, önemli olan, bu aşamada böyle bir çabanın yanında yer alabilmek. Kendi değerlerimize sahip çıkmanın bir anlamı da bu olsa gerek… 

Zeynep EMİRHASANOĞLU

Seslendirme Sanatçısı, Yazar