Abdullah Efendi Konağı

Abdullah Efendi Konağı

Abdullah Efendi Konağı’nın geçmişi, 150 yılın üzerinde bir tarihe dayanmaktadır. Konağın ilk sahibi o tarihte var olan Papazlık Kilisesi’nin    rahibidir.   I. Dünya Savaşı sonu, Kurtuluş savaşı öncesinde rahibin Midilli Adası’na göç etmesi ve mallarını Midilli Adası’ndan Abdullah Efendi ile değiş tokuş yapması nedeni ile konağın sonraki sahibi Abdullah Efendi olmuş ve konak, o zamandan sonra Abdullah Efendi Konağı olarak anılmıştır. Konağın Osmanlı mimari üslubu temel alınarak Rum ve Türk ustalara yaptırıldığı sanılmaktadır. Tavan tezyinatı (rozet ve kasetler), ocaküstü  (Şömine) dekorlarında Osmanlı  yanında Avrupa etkileri de görülmektedir. Dolaplarda yüklük kavramı ağır basmaktadır.  Dış yüzeydeki tahta kaplamalar, pencere sistemleri (özellikle en üsteki aydınlatma birimleri – fener pencereler) ve cumba altındaki kalem işlemeleri dikkate değer.

Rahibin kilisesi ise Abdullah Efendi tarafından ilk okula dönüştürülmüş ve 1963 yılına kadar İlk eğitim orada sürdürülmüştür. 1963’de bina yıkılarak yerine tek katlı bir okul yaptırılmıştır. Bugün ise aynı alanda 2 katlı yeni bir okul bulunmaktadır.

Abdullah Efendi’nin o günkü adıyla  Papazlık köyünün en varlıklı kişisi olduğu bilinmektedir. Çok varlıklı olduğu kadar da çok kültürlü ve mütevazidir.  Konağın orijinal yapısı ve süslemelerine dokunmadan tümünü onarımdan geçirmiş, o tarihlerde bu bölgede görülmeyen eşyalarla donatmış, yer sofrası yerine yemek masası alışkanlığını getirmiş ve mekan Portekiz ve Fransız lambaları ile aydınlatılmıştır; ocaklı odalar ocaklarda ateş yakılarak, diğer kısımlar ise yer yer metal tablalı küçük beyaz ve renkli Fransız çini sobalarla ısıtılmıştır.  Orijinal kubbeli  hamamında  sürekli sıcak ve soğuk su bulunmaktaydı.

Abdullah Efendi’nin eşi Hatice Hanım bahçeyi sarı güllerle süslemiş ve her sabah elinde çiçek sepeti ile dolaşarak gül makası ile kestiği bu sarı gülleri Abdullah Efendi’nin salıncaklı, hasır, tonet iskemlesinin yanındaki vazoya yerleştirmiştir.

Abdullah Efendi sonraları, Altınoluk İskele Mahallesi bugünkü Çarşı Merkezi’nde arasında şimdi üzeri örtülü köy deresinin geçtiği, büyük bahçeler içinde iki küçük yazlık kırmızı tuğla ev yaptırmıştır. Sol taraftaki yazlığın günümüze kadar gelen sütunlu girişi koruma altındadır. Her iki binadan sadece bu kalmıştır.

Abdullah Efendinin Rıfat Bey adındaki gerçek Atatürkçü kimliği ile tanınan genç katibi, Kurtuluş Savaşı’nda çete başı İlhan Çavuş ve diğer vatanseverlerle  konakta toplantılar düzenlemiş, sonra Ankara’ya gitmiş ve Mebus Rıfat Bey olarak aile ile ilişkilerini hep sürdürmüştür.  Mebus Rıfat Bey, aynı zamanda, 1927’de  Abdullah Efendi’ nin zeytin yağına atıfla “ Burada altın oluklardan akıyor” cümlesinden hareketle  Papazlık adının Altınoluk adına çevrilmesini gerçekleştiren kişidir. Kuva-i Milliye hareketinin yürütüldüğü, Atatürk ve vatan sevgisinin yaşandığı Konak’ta kültür tartışmaları da olmuş, pencerelerden zaman zaman ud ve kanun sesleri yükselmiştir. Bahçede bulunan misafirhanede çevreden gelen konuklara her gün yemek çıkartılmış, uzaktan gelenlere yatacak yer sağlanmıştır. Bu gelenek İskele Mahallesi’ndeki kırmızı tuğlalı evden  ayrılıncaya kadar torun Asaf Bey tarafından devam ettirilmiştir. Abdullah Efendi’nin  Nihat Bey, Atıf Bey, Ekrem Bey, Ali Bey adlarında 4 oğlu, Nigar Hanım adında bir kızı vardır.  Kendisi çocuklarının eğitimi ve yabancı dil öğrenmeleri üzerinde önemle durmuştur.  Ölümünden sonra Ezine de Kaymakamlık yapan oğlu Nihat Bey babasının işlerini yürütmek  üzere eve çağrılmıştır.

Abdullah Efendi’nin önce Altınoluk cami yanında olan mezarı, buranın istimlak edilmesi ile Asaf Bey tarafından Mecit  Tepe’ye  nakledilmiştir.

Abdullah Efendi Konağı’nın  sürekli bakımı güçlükler çıkardığından varisleri tarafından ve Altınoluk Belediyesi’nin girişimleri ile 1977 yılında Türk Kültürü’ne katkı amacı ile Kültür Bakanlığı’na sembolik bir ücret karşılığında devredilmiştir. Abdullah Efendi’nin torunları Edremit – Akçay, Altınoluk ve İstanbul’da yaşamaktadırlar.

Bakanlık tarafından 1989 – 1990 yılına kadar süren restorasyon ne yazık ki aslına uygun olarak yapılmamış, sökülen tarihi mermer hamamlar yerine modern banyo ve duş yerleri yapılıp kalorifer tesisatı koyularak binanın tarihi dokusu zedelenmiştir. Bakımsızlıktan tekrar harap olan ve içinde zeytin işçilerinin kaldığı konak Kültür Bakanlığı  tarafından Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma , Koruma ve Yaşatma Derneği’nin çalışmaları dikkate alınarak dernek merkezi ve kültür evi olarak kullanılmak üzere derneğe verilmiştir.

Abdullah Efendi Konağı © Fotoğraf: Firdevs Sayılan

Dernek 2001 Şubat ayından itibaren konağı tekrar onarmaya başlamış çatının bozulması sonucu içeri akan yağmur sularından zarar gören yerler onarılmış, temizlenmiş, cilalanmış ve bahçe düzenlenerek ziyarete açılmıştır. Bu giderler dernek tarafından karşılanmıştır.  İlk yılda 5 resim sergisiyle Ulusal karikatür yarışmasının 17. sergisi açılmıştır. 2001 yılının Aralık ayından itibaren Kültür Bakanlığının katkılarıyla konağın bütün pencere doğramaları değiştirilmiş ve çatı onarımları yapılmıştır. Dış cephesinin yenilenmesi ve yukarı katlarda bozulan tavan tezyinatları da  uzmanlarca dernek gözetiminde ve mümkün olduğunca aslına uygun olarak yapılmıştır.

Konak şimdi bir kültür merkezi olarak sanatseverlere kapısını açmaktadır.