Anadolu, Avrupa Mitolojik - Tarihi Birliktelik:
Castro & Antandros

Altınoluk Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği ve Pro Loco Castro ortaklığıyla, Türkiye & Avrupa Birliği, Sivil Toplum Diyaloğu II, Kültür Sanat Hibe Programı kapsamında yürütülmekte olan “Anatolia Europe Mythological – Historical Connection: Castro & Antandros“ isimli bu projenin çıkış noktasını, MÖ 70 – MÖ 19 yılları arasında yaşamış olan Romalı yazar Publius Vergilius Maro tarafından yazılmış olan Aeneis kitabı oluşturmaktadır. On iki bölümden oluşan bu kitabıyla Vergilius, Troialı kahraman Aeneas efsanesini günümüze taşımıştır. Vergilius, yanmakta olan Troia’dan, babası, oğlu ve savaştan sağ kurtulanlarla birlikte ayrılan Aeneas’ın, Roma yakınlarına varıp yerleştikleri zamana kadar başlarından geçen olayları anlatır.

Aslında kitap, Aeneas’ın Troia'dan yola çıkışından yedi yıl sonra vardığı Kartaca’da Kraliçe Dido’ya başlarından geçenleri anlatmasıyla başlar. Vergilius kaleme aldığı efsanede, Troia’nın düşemesini sağlayan tahta atın içeri alınması, Laokoon’un öldürülmesi, babası Ankhises, oğlu Askanius ve Troia’nın kutsal heykeli Palladion’u alarak Antandros’a kaçması gibi, Homeros’un İlyada destanı sonrasındaki olaylara yer verir.

Troia kraliyet ailesinden Ankhises ile tanrıça Aphrodite’nin (Venüs) oğlu olan Aeneas, Troia Savaşında Troia Kralı Priamos’un oğlu Hektor’dan sonra gelen en büyük kahramandır. Aeneas, zaman zaman büyük Troialı kahraman Hektor’a bile öğüt verir.

Aeneas, Tanrılar tarafından kendisine verilen yeni bir Troia kurma görevi ile yanmakta olan Troia’yı terk etmeye ikna edilir. Ancak bu şekilde Troia soyunu yeni kuracağı topraklarda yüzyıllar boyu devam ettirebilecektir. Troialı kahraman Aeneas annesinin yani Aphrodite'nin koruması altında, omuzlarında babası Ankhises, elinden tuttuğu oğlu Askanius ile birlikte Troia yangınından kaçarak kurtulur. Beraberindeki Troialılar ile birlikte İda (Kaz) dağının eteklerindeki Antandros’a gelirler. Antandros’taki Kybele kutsal koruluğundan kestikleri ağaçlardan gemiler inşa ederler. Artık Aeneas’ın liderliği altında kendilerine yeni bir vatan aramaya hazırdırlar. Antandros kıyısından, 20 gemi ile bahar ayı başlarında ayrılırlar.

Birkaç gün süren yolculuğun ardından Thrakia sahiline varırlar. Aeneas tam olarak nerede karaya çıktıklarını bilmez ve sevinçle kendilerine evler inşa etmeye başlarlar. Şehre de Aeneas ismini verirler. Ancak Thrakia Kralının Akhalar tarafına geçtiğini öğrenmesi üzerine buradan ayrılırlar. Aeneas ve beraberindekiler kehanetleri ile ünlü Apollon Tapınağının olduğu kutsal Delos adasına varırlar. Aeneas tapınak önünde dua eder ve Tanrı Apollon'a nereye gitmeleri gerektiğini danışır. Apollon, ata topraklarına gitmeleri gerektiği ve orada doğacak çocuklarının çocukları ve onlardan doğacak çocuklarının bütün dünyaya egemen olacağını Aeneas’a bildirir.

Ankhises’in, soylarının atası olan Teukros’un Girit’ten geldiğini hatırlaması üzerine Girit’e yelken açarlar. Orada Pergama adlı bir kent kurarlar. Ancak kısa bir zaman sonra peydahlanan kuraklık, kentin doğru yere kurulup kurulmadığı konusunda şüphelere neden olur. Ankhises, Apollon’a danışmak üzere yeniden Delos’a gitmeyi önerir. Ancak gece Aeneas’ın önünde Apollon’un kehanetini söyleyen Phrygia Ocak Tanrıları belirir ve ona bu kıyıdan ayrılıp İtalya’ya gitmeleri gerektiğini, ataları olan Dardanos’un bu topraklardan geldiğini söylerler. Aeneas ve beraberindekiler Girit’den İtalya’ya gitmek üzere yola çıkarlar. Yunanistan’ın güneyinden maceralarla dolu zorlu bir yolculuktan sonra Yunanistan’ın batısına (Strophades) oradan da kuzeye Arnavutluk kıyılarına (Buthrotium) varırlar. Bu toprakları Troia soyundan Hektor’un kardeşi Helenos el geçirmiş ve Hektor’un karısı Andromakhe ile evlenmiştir. Bir süre burada Helenos ve Andromakhe’nin konuğu olan Aeneas, ayrılma vakti geldiğinde Apollon rahibine danışır. Rahip, yolculuk sırasında başlarına gelecek bazı olayları aktardıktan sonra şu önemli kehaneti bildirir; Issız bir ırmağın kıyısında otururken meşeliğin dibinde, iri bir yaban domuzu ve otuz yavru görünce, kentini kurup çilelerin son bulacağı yer burasıdır. Bu kehanet ile yola çıkan Aeneas ve yandaşları uzun zaman yol aldıktan sonra, tan yeri ağarırken kahraman Akhates’in “İtalya” diye bağırışıyla uyanırlar. Karşıda yay gibi kıvrılan bir liman, kalenin üzerinde Athena Tapınağı görünür. Bu şekilde İtalya’ya ilk kez Castro’da ayak basmış olurlar. Kızgınlığını yatıştırmak üzere Tanrıça Hera’ya adaklar sunduktan sonra çok güvenilir bulmadıkları bu topraklardan, yani Castro’dan ayrılırlar. İtalya ve Sicilya’nın güneyinden devam eden maceralarla dolu yolculuk sırasında Sicilya’nın batısında uğradıkları Drepanum’da Aeneas’ın babası Ankhises ölür. Aeneas ve yandaşlarının İtalya’nın batı kıyılarına ulaşmak üzere olduğunu gören Tanrıça Hera, Troia soyunu kurutmak için bir oyun hazırlar. Rüzgarların tanrısı Aiolos’u fırtına çıkarmak üzere ikna eder. Bu fırtına onları Kartaca’ya atar. Hera’nın oyununa gelen Aphrodite, Kartaca kraliçesi olan Dido’yu Aeneas’a aşık eder. Hera, kehanetin gerçekleşmemesi adına Aeneas’ı Kartaca’ya bağlamış ve mutlu bir yaşam sürmesini sağlamıştır. Ancak durumu fark eden Zeus, çok kızar ve görevlendirdiği Hermes aracılığıyla, Troia soyunu devam ettirmek için kendisine verilen İtalya’da şehir kurma görevini hatırlatır. Dido’nun yalvarmalarına karşın, Aeneas Kartaca’dan ayrılır. Bu ayrılığa dayanamayan Dido, Aeneas’ın kılıcıyla intihar eder. Yola çıktıklarında bir fırtına çıkar ve fırtına gemileri tekrar Drepanum'a atar. Drapenum'a ikinci gelişlerine kadar yedi yaz geçmiştir.

Uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından Aeneas ve beraberindekiler, denizden bir orman ve denize dökülen Tiber nehrini görürler ve karaya çıkarlar. Vardıkları yer Latium, hükümdarı da kral Latinus’dur. Oğlu olmayan Latinus’un Lavinia adında bir kızı vardır. Latinus'a bildirilen kehanete göre kızı yabancı bir damat ile evlenecek, büyük bir üne sahip olacaktır. Troialılar'ın gelişi ile Latinus kehaneti hatırlar ve Aeneas ile kızını evlendirmeye karar verir. Genç kızın taliplerinden biri de kral Turnus'dur. Hera'nın çevirdiği oyunlar üzerine Latinus'un karısı, Turnus'un yanına gider ve onu savaşa kışkırtır. Troialılarla Turnus arasında pek çok çatışma olur. Bu çatışmalar sırasında Aeneas kehanette bahsedilen dişi domuz ve otuz yavrusunu görür ve onları Tanrıça Hera’ya kurban eder. Çatışmalardan bir sonuç alınamayınca Turnus ve Aeneas teke tek düello yaparlar ve bu düelloda Turnus ölür. Aeneas Lavinium kentini kurar. Aeneas'ın ölümü ardından Askanius Latinler üzerinde hüküm sürer. Lavinium'un kuruluşundan otuz yıl sonra Askanius, Aeneas'ın beyaz bir dişi domuz ve otuz yavrusunu kurban ettiği yerde Alba Longa'yı kurar. Çok açık olmayan bazı anlatımlarda Aeneas doğrudan doğruya Roma 'nın kurucusu olarak gösterilirken, daha yaygın bir inanışa göre Roma , Aeneas soyundan gelen Romulus tarafından kurulmuştur.

Hem Vergilius’un bu anlatımı, hem de Roma İmparatoru Avgustus’un Aeneas soyundan geldiğini belirterek övünmesi, Anadolu-Avrupa ilişkilerinin ve birlikteliğinin ne kadar eskiye gittiğinin önemli bir göstergesini oluşturmaktadır. Projemiz, birçok Avrupa ülkesinde eğitim müftedatı içerisinde okutulan ve bilinen Aeneas kimliği üzerinden, Avrupa-Anadolu ilişkisinin içiçe geçmişliğinin vurgusunu yapmak, mitolojik ve tarihsel birlikteliğe dikkat çekmektir. Ayrıca, herkes tarafından bilinen mitoslara ev sahipliği yapmış ve antik kaynaklarda “Bin Pınarlı” olarak isimlendirilen İda Dağı’nın, bölge kültürel değerlerinin ve Edremit Körfezinin tanıtımına katkı sağlamaktır. Bu amaçlar doğrultusunda İtalya’dan davet edilen aralarında Castro Belediye Başkanı Prof.Dr. Luigi Carrozzo ve Castro Kazı Başkanı Prof.Dr. Francesco D’Andria’nın da yer aldığı heyete, İda Dağı ve Antandros’un da bulunduğu kültürel değerler gezdirilmiştir. Projenin daha geniş halk kitlesine tanıtılması amacıyla Altınoluk, Ege Üniversitesi ve Castro’da, Antandros ve Castro’nun tarihsel ve doğal güzelliklerini konu alan fotoğraf sergileri açılmış, Altınoluk, Ege Üniversitesi, Castro ve Catania’da konferans ve paneller düzenlenmiştir. Bu panel ve konferanslarda, Avrupa-Anadolu birlikteliğinin önemi, bölgesel tanıtımda Antandros ve Castro antik kentlerinin ve mitosların kullanılması gerektiği vurgulanmıştır.

Projenin bir diğer hedefini de, proje aracılığıyla kurulan ilişkiler ve alt yapının, projenin devamı niteliğinde, daha büyük bir projeye dönüştürülmesi oluşturmaktadır. Hedeflenen bu proje, İda Dağı’ndan elde edilen kerestelerden Antandros’ta inşa edilecek antik gemilerle, Roma’nın efsanevi kurucusu Aeneas’ı yeniden Roma’ya çıkarmaktır.

Projenin oluşturulması ve hayata geçirilmesinde önemli katkı ve desteklerini gördüğümüz, başta Avrupa Birliği Bakanı Sayın Egemen Bağış olmak üzere, tüm Avrupa Birliği Bakanlığı görevlilerine, uyumlu çalışmaları ve katkıları nedeniyle de Pro Loco Castro, Altınoluk Belediyesi, Castro Belediyesi, Ege Üniversitesi ve Salento Üniversitesi’ne çok teşekkür ederiz.