Üç Güzeller Yarışması

Paris’in Doğumu ve Büyümesi

Paris, Homeros’un İlyada Destanı’nın özünü oluşturan Troia Savaşı’nın çıkmasına neden olan Troia’lı kahramandır. Paris’in babası Troia kralı Priamos, annesi Hekabe’dir. Hekabe hamiledir ve bir gece korkunç bir rüya görür. Rüyasında karnından çıkan alevler Troia surlarını yalamakta ve surlardan atlayan alevler kenti ve İda’daki ormanları yakmaktadır. Kraliçe korku içinde uyanır ve gördüklerini kocasına anlatır. Kral ve kraliçe rüyayı kâhinlere danışmaya karar verirler. Kâhinler doğacak çocuğun kentin mahvolmasına neden olacağını bildirirler. Kraliçe çocuğun öldürülmesine razı olmaz, ancak onun İda Dağı’na bırakılmasını kabul eder.

Çocuğun dağdaki akıbeti konusunda farklı anlatımlar vardır. Bunlardan birinde çocuğu dağda çobanlar bulur, büyütür ve ona Aleksandros (koruyan adam, korunan adam) ismini verirler. Diğerinde ise Priamos’un uşaklarından Agelaos çocuğu dağa terk eder ve burada çocuğu beş gün boyunca bir ayı besler. Agelaos çocuğa bakmak için geri döndüğünde, çocuğun yaşadığını görüp onu yanına alır ve büyütür. Paris son derece yakışıklı ve yiğit bir delikanlı olur. Günlerini İda Dağı’nda çobanlık yaparak geçirir.

Bir gün Priamos’un hizmetkarları Paris’in çobanlık yaptığı sürüden, çok sevdiği bir boğayı almaya gelirler. Boğa, Priamos’un küçük yaşta öldüğü sanılan oğlunun anısına düzenlenen cenaze töreni oyunlarında ödül olarak verilecektir. Paris çok sevdiği hayvanını geri alabilmek için şehre gelir ve bu oyunlara o da katılır. Oyunların galibi Paris olur ve boğayı kazanır. Priamos’un kızlarından bir tanesi kehanet yeteneğine sahiptir. Bu kızın adı Kassandra’dır. Kassandra Paris’i tanır ve anne ve babasını uyarır. Oğluna kavuşmanın sevinci ile Priamos ve Hekabe kehaneti bir tarafa atıp, onu saraya kabul ederek bağırlarına basarlar.

Paris'in Seçimi

Paris'in Seçimi - MÖ 530 Etrüsk Siyah Figür Amphora

Paris (Alexandros) Troia kralı Priamos’un oğludur. Ülkesinin başına felaket getireceği kehaneti üzerine, doğar doğmaz ölmesi için İda Dağı’na bırakılmış, sağ kalmayı başarınca, Priamos’un hizmetkarı tarafından gizlice büyütülmüştür. Paris dağlarda çobanlık yaparak yaşamına devam etmektedir. Bu sırada Olympos’da da bazı olaylar meydana gelmektedir. Tanrıça Thetis, Zeus tarafından bir ölümlü olan Peleus ile evlendirilir. Bu düğüne Eris; yani nifak tanrıçası, kötü özellikleri nedeniyle davet edilmez. Bunu haber alan Eris, tanrılar ve tanrıçalar toplandıkları sırada aralarına, üzerinde “En Güzele” yazan bir altın elma fırlatır. Tanrıçalardan Athena, Hera ve Aphrodite en güzelin kendisi olduğunu söyleyerek, elmayı almak üzere atılırlar. Bunun üzerine Zeus, Hermes’i tanrıçaları İda Dağı’na götürmekle görevlendirir. Orada Paris’ten en güzel tanrıçayı seçip, elmayı ona vermesi istenecektir. Tanrıçalar Paris’in karşısına dizilirler. Hera, Paris’e yaklaşarak kendisini seçerse ona Asya İmparatorluğu’nu vereceğini söyler. Hera’nın ardından Athena, bilgelik ve gireceği tüm savaşlarda zafer; Aphrodite ise dünyanın en güzel kadınını vaat eder. Paris elmayı Aphrodite’ye vererek en güzel tanrıçayı Zeus adına belirler ve böylece kendisine vaat edilen dünyanın en güzel kadınını alacağı günü beklemeye koyulur. Antik yazarlardan Strabon “İç kısımda Antandros bulunur, bunun da yukarısında Paris’in hakemlik ettiği söylenen Aleksandreia Dağı vardır” diyerek, dünyaca bilinen bu efsanenin Antandros’da gerçekleştiğini aktarır.

Paris’in Dünyanın En Güzel Kadınını Bulması ve Kaçırması

Paris İda Dağı’nda çobanlık yaparken Oinone adında bir Nymphe’ye âşık olup evlenir. Ancak güzellik yarışması sırasında Aphrodite’nin verdiği söz ile aklı başından gider ve Oinone’yi terk eder.

Dünyanın en güzel kadını Sparta Kralı Menelaos’un karısı Helena’dır. Paris bir gemi ile denize açılıp Sparta’ya gider. Burada Kral Menelaos tarafından karşılanır. Menelaos Katreus’un cenaze töreni için Girit’e gitmek zorunda olduğundan, konukların ağırlanması işini Helene’ye vererek saraydan ayrılır. Kısa sürede Helene ve Paris birbirlerine âşık olurlar. Helene Paris ile birlikte, yanına aldığı hazinelerle Troia’ya doğru yola çıkar.

Bu olayın ardından karısı kaçırılan (veya kaçan) Sparta Kralı Menelaos, ağabeyi Agamemnon başkanlığında tüm Akha krallarını toplar ve onları Troia’ya saldırmak ve Helene’yi geri almak için ikna ederler. Böylece tüm Akha ordusu gemileri ile toplanırlar ve Troia’ya doğru sefere çıkarlar. 10 yıl süren savaşın ardından da Troia düşer, böylece kehanet gerçekleşmiş olur ve Paris kentin mahvolmasına neden olur.

Doç Dr. Yasemin POLAT

Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Klasik Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi